” Bugün Ne Öğrendim? ”

Keman dersi verdiğim öğrencimin bende uyandırdığı hisler beni derin bir yolculuğa sürükledi. Gözlemliyordum onu. Öğreniyordu. Belki de buna keşfetmek deniyordu ve bu çok daha doğruydu. Kendini keşfediyordu aslında benim de içinde olmakta olduğum yolculuğunda ve bu anladığım kadarıyla, benim de yolculuğumdu ve onun da olmakta olduğu.

Bazen tıkanıyordu. Niye yapamadığını düşünüyordu. Benim yapabildiğimi görüyor ve kendinin niye yapamadığını anlayamıyordu ve parça parça içine girdiğinde, tam da ihityacı olan şeyi buluyor ve başarıyordu. Birlikte yapıyorduk bunu ve o nasıl yapacağını fark ederken benim de nasıl yapmakta olduğumu fark etmekti belki olan. Fark ettiğimde fark edebiliyordu.

Kanatlanmış bir kelebek olma yolunda öğrencim, bir an umutsuzluğa kapılıyor, bir an çok daha fazlasını başarmak istiyor, en çok onun bunu yapıyorken görüldüğü sahnede aşkla gözleri parlıyordu. Başardığı görülsün istiyordu, ne de olsa bir yay burcuydu. Harı güçlüydü ve yakın zaman önce onun gibi ders almaya başlamış, arkadaşı olan diğer öğrencimi, birlikte çalışmamıza kendisi vesile olmuş olmasına rağmen tehdit unsuru algılıyarak soruyordu: ” Hocam, beni geçemez değil mi? O daha epey kötü dürümda değil mi? Yay falan çekiyor daha, parmaklarını basamıyor değil mi? ” Emin olmak istiyordu.

Benim gözümde ilk keman dersi aldığım zamanlar canlanıyordu. Nasıl hemen şarkıyı söylemek istediğimi hatırlıyordum. Sırf şarkıyı söyleyeyim diye bir an önce çalmak isterdim. Bazen kendimi kaptırırdım şarkıya. Hocam: ” Oh, burası Maksim zaten! ” derdi, kendime gelirdim. Teknik bir şeyler anlatmak isterdi. Dinlermiş gibi yapardım, ” Ne zaman şarkıyı geçeceğiz acaba? ” diye düşünürdüm. Sonra anlattığı şeylerin ne kadar önemli şeyler olduğunu keşfedecektim.

Öğrencime dudaklarımdan şu sözcükler dökülmüştü: ” Yaşamda kimseyi rakip görme, hele yaptığın müzikse. Müzik, uçsuz bucaksız bir deryadır. Her zaman daha iyi olan birileri vardır ve ondan daha iyi olmak o an için neredeyse imkansızdır. Hergün bir adım daha atabilmiş ve yeni bir şey keşfedebilmişsen başarılısındır. Her seferinde kendinden bir adım öteye geçebilmek için kemanını eline alabilmelisin. ”

Bu cümleler dudaklarımdan dökülürken, tüm yaşamım bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden. Ne hırslar yaşadığım zamanlar olduğunu hatırladım. Kimleri kimleri tehdit unsuru olarak algıladığımı, dişimi tırnağıma takıp nasıl da çabaladığımı ve bu çabada bazen dostlarımın ışığını kırmayı bile göze aldığımı.

Yaşam hep yolunda gitti ve bugünün gerçeği yarının gerçeği olamayabilirdi ve bugünün gerçeğinin yarının gerçeği de olabileceğinden de bahsedilemezdi; bununla birlikte bazı gerçekler, zamanın ötesinden insana seslenirdi. Tıpkı burada olduğu gibi. İnsanın tek rakibi kendi olabilirdi ve onunla bile rekabet ederken, hergün bir önceki günkü kendine, bugün burada olmasına ışık yaktığı için teşekkür edebilirdi. Bu da herhalde kendini takdir edebilmek demekti ve böylelikle de ışığı hep yanık kalabilirdi. Kim hergün keşifli bir yaşam yolculuğuna çıkıp sınırlarının ötesindeki sonsuzluğu deneyimlemek istemezdi ki? Hele de yeni ayın oğlakta yaşandığı şu günlerde.

Oğlak sınırlarının ötesine geçmeyi severdi. Dayanıklıydı ve harcadığı emeği somut verilerle yaşamında görmek isterdi ki bu onun için otorite ve bu otoriteye duyulan saygı demekti ve bu onun için önemliydi. Metodlar geliştirerek yaşamdaki ışığının yolunu bulmak ve onda emin olarak yol almak isterdi. Bilirdi ki gittiği yol, onun yaşamdaki resmiydi ve bu resim, onu onda duyduğu ben ışığındaki yaşam ışığına götürebilirdi.

Öğrencim bugün bana öğrenmeyi öğretmişti. Öğrenmek sonsuz bir denizdi. İlk kemanı elime aldığımdan bugüne neler değişmişti? Aslında elimdeki keman hala bir virtüözün ellerine kavuşmuş falan değildi. Hala bendeydi ve bendeki resim henüz bu kadar da iç açıcı durumda değildi; bununla birlikte barizdi ki gelişmeler açık ve net, çıplak gözle fark edilebilir ölçüdeydi ve ben her elime aldığımda kemanımı bir şeyler keşfedebiliyordum. Her çalıştığımda yeni bir çalışmanın önceki çalışmadan daha keyifli geçebiliyor olması gibi, tabii yeni çalışma  ile araya geniş bir zaman aralığı gelip tünememişse.

Bu bir yolculuktu. Yaşam yolculuğu ve  bu yolculuk gerçek anlamda ışık doluydu. İnsan her öğrendiğinde, o güne kadarki tüm öğrenmişlikleri de yeni bir bilişle dilleniyordu ve bu  dilleniş onu bir adım öteye götürebiliyordu. Fark etmek ve o farkın ışığıyla hareket edebilmek gerekiyordu ki bu da emeğin kokusunda derin bir nefes almak ve bu nefesi zamanın ciğerlerine doldurmak oluyordu. Bugün bana iyi gelmişti. İyi gelen neydi diye sorduğumda, iyi gelen bana ben olup gelen benin bana ben olup fark ettikleriydi. Beni benim derinkliklerimdeki bene götürebilmişti ve bu bana yolculuğumun ışığı olup kanatlanabilmişti.

En son ne zaman yaşamınıza dünden farklı bir ışık yakntınız? En son ne zaman dündeki sizin bugüne ışınlanan bir siz parçasıyla an ışığında zamanın ötesine taşıp bugüne bir ışık yaktınız? En son ne zaman yaşamınızdaki her insanın size sizden bir şey getiren bir ışık olduğunun farkında vardınız? En son ne zaman yeni bir şeyler öğrenmeye başladınız? En son ne zaman öğrenmekte olduklarınızda bir adım daha yol aldnız ve bu adım için şanslı olduğunuzun farkında vardınız? En son ne zaman THY’nin bile rakip olmak için sizin sizinle olan yarışınızdan daha yüce bir ışık yakamayacağının farkına vardınız? En son ne zaman geride kalan sizle bir adım ötede olan sizi tam da hepinizin bir adım öteye geçebildiği yerde kucakladınız?

Yaşamda aldığınız yolla vardınız ve bu yolda ışık olup bu ışığı koruyabildiğiniz müddetçe yaşamda vardınız; çünkü ışığınıza ışık katmaktaydınız. Dereydiniz ve akmaktydınız ve aktıkça yaşamdaydınız ve yaşamdınız. Sonra gözlerinizi bir açtınız. Hep aynı yerde ve hep andaydınız ve orada tüm uzayı turlamış ve zamanı ışık olup kayıtlamaktaydınız.

Bugün ne öğrendim? Bugün ben öğrenmenin keyifli bir keşif yolculuğu olduğunu öğrendim ve bu yolculuğun herkesin dost ve herkesin kendi yolunun ışığı olduğunu ve henüz bilmediklerimin beni eksilttiğini değil bilme yolunda öğrenmeye devam ettiklerimle artırdığını öğrendim. Herhalde bu kadarıyla bile yeterdim. Şimdilik! İşte bu! Aha, şimdi! Şimdi! Şimdi!

Ol Hüseyin Akdağ