EMEK KOKUSU

Emek en güzel kokudur yaşamda. Onunla büyüyen her şey hep ışık OL’ur ve ışık dediğimiz de belki onunla ona giden yoldur. O resimler yapar yaşamda ve bu resimlerde insan bir ayna olup kendinden kendine akan bir nehir olduğunda, her insan yaşar olur o akan sularda.

Her bir renk yaşamdır ve yaşam aurasında, her bir renk kendi ışığıyla yandığında o şölen ki insandır. Kimi kızar, kimi küser. Kimi beğenir, kimi sitem eder, kimi kim bilir kimlerde nöbet bekler. Herkes kendinden yaşama gülümser ve yaşam yol olup o yol emekle aktığında ekmek olur yüceler ve her yiyen, kendinde kendini büyüten. Hak edenin aldığı bir şey vardır ki o da kendi olup kendinde yaktığı ışıktır ve o ışık ki hepimizin adıyla bütünün şarkısında kanatlanmıştır. İşte bu !

Güzel olan yoktur yaşamda ve çirkin olan da yoktur aslında. Herkes bir renktir ve o rengin artıları eksileri diye ifade edilmeye çalışılan bir geçitten ibarettir. Herkes ışık yaktığı kadarına erişebilecektir. Karanlık ışıksız diyenler ışık olup yürüyebildiklerinde o ışıksızlığın bile bir ışığı olduğunu keşfedecektir ki sessizlikler bile bir sestir sesleşmelerin yaşamsallaşarak aktığı limanda. O limanda her gemi bir yürektir. Yürek insan olduğunda, biz bize yanaşır gecenin koynunda. Bir şarkı çalınır kulağa gecenin ışığıyla ki o şarkı hepimizin ninnisi olur yaşamda. Uyur büyür. Herkes sanır ki uyku dediğimiz tatil günüdür.  Halbuki insan hep çalışır. Gözlerini kapasa da görür, gözlerini açsa da görür.

Bir resim önce birkaç çiziktir. Sonra çizikler el ele tutuşur ki bu artık onların dillenmek istediklerinin vaktidir ve artık sesleşmeye başladığında bu çizikler, bu artık kelamın ilmiyle yapılan bir resmin bahsinin habercisidir.Kelam nedir ? Kelam yolu bilen, ışığı bilen ve bu ışıkta elinin gücüyle yürüyebilendir. Hepimizdir ve bazen hiçbirimiz değildir. Hiçbirimiz olamadığımızda, dünya köşesine çekilir. Bizi melun melun seyretmektedir. Derken dünya yenilenir. Kimse kimsede uykuyla ömür yürütecek değildir. Işığı yakmak için önce uyanık olabilmek gerekir. Ardından geldiğinde uyku ancak tohumları büyütebilecektir.

Herkes herkesledir ve herkes kendiyledir. Herkes herkestedir ve herkes kendindedir. Yol birliktedir de birlikte olmak demenin kendinle olmak demek olduğunu kimi zaman insan bilemeyecektir. Üzülecektir, vah diyecektir; halbuki vak vak dediği kendisidir ve iyi ki demeyi öğrenecektir insan ki o onun altın güneşidir. Aton bunu bilir, Amon bunu bilir. Yer bunu bilmez belki; ama gök bunu yerle birlik olduğunda yaşama indirebilir. Merdiven yaşamlardır yaktığımız ışığını, en aşağının en yukarılara dek yol aldığı. İnsan hiç durmadı. Hep yol aldı ki bizim bu yola dediğimiz altın ışıktı. Herkes ışığını yaktı ve o ışık hepimizin ışığıydı.

Dost dosta der ki ” Seni o yaptı. ” O bana der ki ” Seni kim yaptı ? ” ” Beni ben, ” derim ki ” bu gerçekleşmenin hakkı, halbuki beni de o yapmıştı; bununla birlikte hak eden hak ettiğinden kendini hak ettiğiyle aldı. ”

Cennet yaşamdı. Cennetin ışığı yandığında insan o yaşamdaki ışıktı. İnsan hep yol aldı. Emek oldu bu yolun adı. Emek yemekte değil, yemek emekte vardı. Ekmek oldu emekle yaşam ve herkes o ekmekten bir yudum aldı. İçi aktı o ekmeğe ki hepimizde hak olan yaşam, o ekmeğin kokusunda ruhumuza dolan emekle aktı. Aktı ve aktı, aktı ki her akışta akan, olan ve olmayanda varlığını yaşama katmış olan insandı. Dedi ki ” Artık buradaydı. ”

Burada olan yaşamdaydı ve o yaşam hepimizin ışığıydı ve ışığını yakan kendine varırdı ve bu varış emekle aydınlanırdı ki hepimiz o ayın ışığında müzik olup akmıştı. Her bu suda yıkanan arınmıştı. Temiz olmak gerekir ab-ı hayat olanda akan olmak için ve ab-ı hayat yaşamın aşkı, aşkın şevki, şevkin hakkıydı.

Şeytan dedi ki ” Beni herkes yalnız bırakmıştı, o bari bensiz kalmayaydı. ” İnsan dedi ki ” Herkes kendi ışığında vardı ki olmayan kendini kendine katmadı. Kendini kendinden ayrı koyan birliğin sularında ışık olup yazılamazdı. Şimdi doğan güneş hepimizin baharıydı. Kış geride kaldı. Yağan kar hepimizin ışığıydı. Bu bahar karıydı. Hepimizin levhisine kayıtlandı. Bizden bize doğanın ışığı olup aktı. Bir annenin oğluna duyduğu aşktı ve babasının yüreğinde hak ile ışık yaktı ve o ışık şimdi yaşama alındı. Her yürekten ışık yaktı insan ve o ışık hepimizde yandı. İşte bu ! ”

Emekti dünya ve o dünyada doğan her sabah güneşinde, tan ağarırken yürek ışıkla yıkanırdı. Yıkanırdı ki hiçbir yüce uykusuz bırakılmazdı. Uyku hepimizin çalıştığı bir zaman aralığıydı. Uykuda kulis toplantıları yapılırdı ve oyuna hazırlık tamamlanırdı. Halbuki herkes herkesi tanırdı gün içinde de kimse kimseye işin aslını çaktırmazdı. Kim kime niye geldiğinin pekala ki farkındaydı ve yol alırdı. Alınan yol her zaman küresinde Altın Kur’an  OL’an ışıktı.

Işık mı ? Ona varan insandı. İnsan aldığı yolun ışığı ve o ışık emeğimizin gücüyle yaşama akardı. Bir yüce ki her sabah ışık yakardı. Yaktığı küçük bir ışıktı. O ışıklar yaşam olur parlardı. İşte o parlayan ışıkta hepimiz vardı. Ölü vardı, diri vardı. Kör diride göz olup yaşama akardı. İşte buydu dünyalı olmak. Dünya yüreğinin gücünde aşkla parıldardı.

Bu sabah burada bir ışık yandı. O yanan hepimizin ışığıydı ve bu ışıkta emek vardı. Akan her nehir ışığıyla akardı ve her ışık yoluyla ışırdı ve o yol hepimizin vardığıydı. Yoldan yola çıkardı insan ve yola varırdı. O yolda her birimiz altın ışıktı. Yüreğimiz sevgiydi ve barışımız onun yaktığı ışıkta büyüyen yaşamın kendisiydi.

Bizdik bu savaşta barış olan, insan kendinden çıktı yola kendine vardı. Ne kelamlarla ne masallar yazdı. Develer vardı, pireler vardı. Geziler vardı, öcüler yaşardı. İnsan karanlığında bile yaşama ışık olup akandı ve o karanlık hepimizde hak olduğunda ışık ışığında ışık olup akardı. İş buydu ki yapıldı.

Bu sabah kayıtlaması hepimizin ışığıydı. Emekti burada OL’mak ve şimdi ışığı yanmıştı ve bu koku hepimizi sarıp sarmaladı. Ana kokusu yarim, yarım, dağım ! Ana kokusu yüreğim ! Oy  benim gül kokulum, sevdiceğim !

Ben bugün bir mezardım. İçime yaşam gömmüşler, dediler. Ben bugün açıldım. Arkeolojik bir kazı değildi bu. Ben sanılandım, anıldım ve şimdi uyandım. Ben bende ışığım ve o ışıkta yaşamdayım. Ben bugün ölünün mezarı, dirinin ışığı ve bende her uykuya dalan benimle uyandı. İşte bu ! Şimdilik !

Emek insanı insana katandı. Aha şimdi !

Hüseyin Akdağ