ESİN AFŞAR VE ÖLÜMSÜZLÜK

ESİN AFŞAR VE ÖLÜMSÜZLÜK

Dün gece ( 14.11.2014 ) benim için hiçbir zaman unutmayacağım ve unutmak istemeyeceğim anlar yaşandı.

Esin Afşar ve dostlarıyla birlikteydik. O da bizimleydi ve bence burada buluşmamızı bizzat kendisi istemişti. Olduğumuz yerin yumuşacık enerjisi ruhumuzu okşuyor gibiydi. Belki de o okşayış Esin Afşar’ın kendisiydi. Birlikte olacağı dostlarını ve yüreklerinin ışıklarını bir bir kendisi davet etmiş gibiydi.

Bir an İsa’nın son yemeği canlandı gözümde. Bu gece önemli şeyler olacak, dedim içimden. Son yemek aslında yeni bir dönemin kapısıdır ve hepimizin yüreklerinde yeni bir kapı açılıyordu sanki bu gece. İkram edilen makarnanın onun tarifi ve son yemeği olduğu dillendiğinde ve bunun anısına bu gecede bu ikramın seçildiğini duyduğumda titredim. Her yudumumda boğazımda bir şeyler düğümlendi. Mutluluk,özlem ve sevgiyle karışık tanımlayamadığım bir titreşimdi.

Esin Afşar bizimleydi sanki. Bir bir çehrelerimizi okşuyor gibiydi yüreği. Değerli sanatçımızı yaşadığı dönemde bilmek ve görmek mümkün olmamıştı benim için; bununla birlikte ruhum onunla sesleşiyor gibiydi. Nefesini duyabiliyordum sanki. Dillenen herkeste dilleniyor gibiydi. Anlatılan anılarda keyifle orada kendinden kendini dinliyordu sanki ve dokunmaktaydı kendine orada her birimizin yüreği.

Cem vesile olmuştu bu gece benim burada olmama. Ona ne kadar teşekkür etsem azdı bu büyülü atmosferde olmama vesile olduğu için. İçim eriyordu sanki. Muhteşem bir bütünleşmeydi.

Esin Afşar ile birlikte çalışmış olan ” Modern Folk Üçlüsü ” ekibi onun anısına sazla sözle bizimle yüreklerini paylaştılar. O atmosferde onların auralarını ve yüreklerinin tınılarını hissetmek paha biçilmezdi. Yanlış hatırlamıyorsam Sevgili Ahmet Kurtaran ( modern folk üçlüsü gitarist ve solistlerinden ) bir sanatçının topluma öncülük ederek onu nasıl kendi bilinç seviyesine yükseltebileceği ve bir sanatçının nasıl bir yaratıcı zekaya sahip olabileceği ile ilgili keyifli ve ilham veren anekdotlar paylaştı bizimle.

Sevgili Orhan Kural Esin Afşar ile olan anıları içinde ” şimdi böyle dostluklar kalmadı ” derken hiçbirimiz tutamadık gözyaşlarımızı. Derinlerimizde bir yaraydı bu. Yalnızlaştığımız zamanların rüzgarları. Anlaşılan hepimizin derinliklerinde o saf sevgiye bir özlem vardı ve kimileri bunu hatırlatmak için yaşamımıza ışık olup akardı.

Sevgili Şener Aral ( Esin Afşlar’ın otuz altı yıllık hayat arkadaşı ) onu anlatırken onun yaşamında nasıl bir ışık olduğunu dillendiriyordu bizlere. Onun dürüstlüğünü, idealistliğini, kararlılığını, kendinden eminliğini ve cesaretini resmediyordu kelimelerle, nasıl doğal bir akışı olduğunu eklerken gülümsemekten kendimizi alamadığımız anılar eşliğinde.

Sevgili Bilgesu Erenus , Esin Afşar’ın yüreğinden akan seslerle buluşturdu bizi gitarıyla birlikte ve ne güzel söyledi ” Ben sevdiklerimin arkasından hep ‘ kulakları çınlasın ‘ diyorum ” diye. Kulakları çınlıyordu eminim. Hatta bizimle yüreği titriyordu orada. Duyuyordu ve sesleniyordu bizimle bizden bize.

En son Cem ( Gözel ) ve Çiçek ( Üstün ) bize güzel yüreğiyle, yürekleri titreten sesiyle Esin Afşar ile birlikte geçmiş oldukları şarkılardan seslendirdi. Piyanoda Aslıgül Ayas vardı. Atmosfer öylesine muhteşem ve büyülüydü ki. Sanki yürekler buluşması gibiydi. Sanki her şey birleşmiş ve bütünleşmişti. Yunus, Mevlana, İsa, Şems ve birçok ışık daha orada bizimleydi sanki. Tüm Dünya orada bizimle gibiydi. Barış ve sevgi kol kola dünya olmuş yürüyordu sanki ve eminim ki öyleydi.

Bir sanatçının nasıl da ölümsüz olduğunu hissettim o anda. O bizimleydi ve yaşıyordu. Bizde bizimle biz olup yaşıyordu. Ölüm yoktu. O bizden dilleniyordu. Bizimle buluşuyordu ve dünya hala onun yüreğinden ışık olup yaşama akıyordu.

Esin Afşar bana umut verdi. Yaşama dair bir ışık oldu. Onu duymak ve ona onunla o olup dokunmak bana çok iyi geldi. Yüreğim orada kim varsa her bir hücresiyle sardı, sevdi. Gece başlamadan tek başıma mum yakarken yaşadığım sesleşmeler aklıma geldi. Ölümsüzlüğü hediye etmişti bana bu gece ve ona giden yol olan insanı.

Sevgili Esin Afşar, ruhuna ve yüreğine sağlık !

O saf ışığına sağlık !

Bizi bize getiren !

Varlığına sağlık !

Yüreğime dedi ki :

” Yük ne kadar ağır olursa olsun, hiçbir şey boşa değildi. İlmek ilmek işlenmekteydi. ”

ve

Dediler ki ” ölmüş ”

Dedim ki ” yaşıyor ”

Yaşıyor !

İşte bu !

Şimdilik !

 

Hüseyin Akdağ