ÖĞRENMEK

Nedir öğrenmek ? Kim kimden neyi öğrenir, bilmediğinden ya da bildiğinden midir bilmediğine olan çekilme ve bildiğinden midir bilmediğini, bildiğini bilenin o bilinmezlikte, bilinenlere birlikte gidileceğinin ?

Bir yerde var mıdır bilgi ? yoksa o bir yol mudur, onda hepimizin kendinden kendine gideceği ? Belki hepimizin ışığının aktığı bir nehirdi bilgi ve kimilerimiz sadece bu akışta akan suda suyun çekim gücü olmaktan ibaretti ve öğretilen bir şey vardıysa da bu, bu gücün adı olmaktan ibaretti. Tıpkı her öğretmenin kendi yüreğinin ışığıyla akıp bir yaşama ışık olarak dokunabilmesi gibi.

Ben en çok bana beni verenleri sevdim. Beninde beni görebildiklerimi sevdim ve onunla kendimi sayfa sayfa okuyabildiklerimi sevdim. Herkes kendini bilir ve kendini bilebildiğinde her insan, o bilgi hepimizin benine giden yolun evidir.

Öğretmen olmak ışık olmak demektir. Işık okunup ezberlenecek bir şey değildir. O yaşamın kendisidir ve sadece o yaşamda yürüme öğrenilir yoksa yaşam kağıtlara sığabilecek gibi değildir. O akar ve bu akış sonsuzluğun kendisidir.

Dediler ki ” o bilir ”, dedim ki ” bilen bilir ” ve dedi ki ” şimdi her bilen kendini bilir ”. Dedim ki ” ışık yolun kendisidir ” ve bu yolda yürüyebilen tohum ekmiştir. Bu tohum oğul verdiğinde artık yaşam da ışığını keşfetmiştir. Yaşam insanın kendisidir. Tüm yaşam bize biz olup dillendiğinde artık insan yaşamda ışık olan yolun kendisine erişebilmiştir.

Bir öğretmen okumayı öğretir. Okuduklarımız, bize okunanlar yahut okutturulanlar değildir ışık; okumaktır. Okunan sayfalar değildir. Okunan insandır,doğadır en çok ve yaşamdır. Yaşam her an sayfa sayfa yazılır ve yazılan bu yaşam herkesin kendi olup kendinde, kendinden alacağıdır. Kimsenin yolu kimseye uymaz ve herkesin keşfi, hepimizin ışığıdır keşfinin ve yaşamın insanla akabileceği tek nehir vardır ki o da hepimizin kendi yolunun ışığı olan bilgi hikayesidir.

Bir öğretmen insana yaşamı verir. Ona, onun ışığını verir. Işığı bulan insan artık karanlıkların korkulacak değil, yol alınacak bir yer olduğunu bilmiştir ve böylelikle kendinden kendine olan yaşam yolculuğunda özgürce yürüyebilmiştir. Kimseye kızmamıştır artık, kimseye küsmemiştir. Yaşam hikayesinin her anında tahta başında yüreği anlatan bir öğretmen olduğunu bilmiştir. Kendinden kendine inmiş ve öğrenmiştir. Tüm yaşam olmuş, levhisinde dillenmiştir.

Bir öğretmen nedir diye sorarlar. Bir öğretmen ışıkçıdır. Işık verir o yaşama. Işık yakar o yüreğe. Der ki ” bak bu bir yol, bulunmuş ve sen daha nicesine gebesin, bildin mi ? ”, ” bildim ” der ve yürür öğrenci. onun işi artık öğrenmektir. Akan her dereden içmektir. Burun kıvırmaz dağın göğsünden yaşama inen suya, içer onu ışık olup göğsündeki ışıkla kana kana ve artık her öğrenci gibi bir öğretmendir ve her hakiki öğretmen gibi ” ilim ” yolunda öğrencidir. Onun işi her an öğrenirken her an öğrendikleriyle öğretebilmektir. O artık uyanık bir bilinçtir; öğretmendir. Onun görevi insana insanı, kendine kendini vermektir ki verir. Her verdiğinde alır. İşte yaşam şimdi onun hikayesidir ve o, bu hikayeyi hak edebilmiştir.

Her birimiz  ki bir öğretmen ve her birimiz ki bir öğrenen. Her birimiz ki bir ana, her birimiz ki bir baba ve her birimiz ki oğul ve hepimiz ki yaşam. O kadar birdir bedenimiz, sanılır ki ayrı; halbuki hiç de değiliz. Öyle bir bir vücuttur ki bedenimiz, hepimiz o tek olan bedenin içinde kendi ışığımızın gücüyle bütün bir bedeniz. Bir öğretmen her hücrenin ışığını yakar ve der ki ” karanlık şimdi ışıktır ” ve karanlık ışığın gücünü hak eder ve şimdi ışık karanlığın gücünü hak eder ve şimdi kör gözü, göz körü hak eder ve deriz ki ” şimdi her ışık yolun ışığı olan yaşam ”. İşte bu ! Bize bizdir bizden ayrı olduğu kadar bizde bütün yaşatılan.

” ilim ” yolu insan yoludur. İlim ki akıl tahtında ışık olan yolun yoludur. Her kim ki o yolda yolcu olur, o yolun ışığı olur. Bir ışık olmak, adanmaktır o ışığın yoluna ve bu adanış teslimiyettir ruhundaki o derin ışığa barışla, sevgiyle, umutla ve insanla. O zaman yol ve o yolda ışık olalım yaşamlara. ” ilk hedefimiz ” ” en hakiki mürşit ” olan ”  ilimdir ” ” ileri ” !

Aha Şimdi !

İşte bu !

Şimdilik !

Hüseyin Akdağ