ÖNCÜ VE UYUMLU

Uyum nedir yaşamda? Uyumlu olmak, her şeyi kabulde olmak, pasif olmak mıdır sizce? Peki, öncü olmak nedir? Öncü olan her şeyle bir savaş halinde midir? Yoksa savaşın kendisi midir? Karıştırdığımız tam olarak nedir? Uyumun olmadığı bir yerde birlikte gelişebilecek bir hareketten mi söz edilir? Birliktelik yoksa öncü mü olunabilir? Onu bilmeden kendimi bilemeyeceksem, onu bilerek kendimden kendime yol alabilemek ne demektir?

Tüm bu sorulara cevap bulabilmek için biraz yol almak gerekir. Bu biraz geriye dönüp bakmak ve biraz ileriye ve daha ileriye gidip bugüne geri dönebilmek demektir. Ben yaşam olup dillendiysem yaşam da benimle birlikte tüm hikayeyi dillemektedir ve bilinir ki dillenen neyse o yarından bugüne akıp da gelenin kendisidir. Dilde hak olan yaşamda da ışık olup doğabilmektedir.

Uyum nedir? Uyum ‘’ içinde olmak ‘’ demektir. Uyum, her şeyin bütünlüğünün farkında olarak o bütünde rol alabilmek demektir. Bilirim ki ben yürürüm yaşam yürür ve birilirim ki benim yürüyüşüm yaşamla uyum içinde köklerimden beslendiğinde, benim nefesim yaşamın da nefesi olabilecektir.

Hep bir kavga şekillenir. Bu kavga insanın kendiyledir; bununla birlikte bu kavganın ötesine geçmek hep ‘’ birileriyle barışmak ‘’ anlamına da gelse bizim için, aslında esas barış kendimizledir. Ben aynada kendimi görürüm ve o aynadan gördüğüm yaşamdan ötesi değildir. Yaşam dediğimiz şey bizim aynada gördüğümüzden ibarettir ki bu ‘’ sorumluluk ‘’ demektir; çünkü aynaya düşen aksim her zaman benim benimle aldığım yolun ışığıyla şekillenecektir.

Aynadaki görüntü zahiridir, gerçek değildir. Bense gerçektir ve aynalar ben olan gerçekliğin kıyafatiyle bizimle dilleşir. Şu an aynada görünmekte olan, benden bana yol alanın ışığı olur dillenir. Bu ne demektir?  Ben bir yolculuyumdur yaşamda ve benim yolum, benim benden bana yansıyan ışığım olur ve ben aynaya baktığımda beni değil, yolda olan kendimi görürüm ve o yolun ışığı benimle büyür.

Yüreğimi açıp okuyabildiğim her sayfa yaşama ışık olur düşer. Yüreğimden kaçıp saklanmak istediğim her an beni ışığımdan alır ve onunla başa çıkmayı öğrenemediğim karanlıklarıma bırakır.

Yaşamı okuyabilmek için önce onunla barışmak gerekir. Ona güvenmek insanın kendine güvenebilmesidir. Seni koruyan senden öte bir sen değildir; bununla birlikte tüm koruyuculuğunun da sorumluluğunun alınması gerekir. Doğanın yasaları vardır. İnsan bunu anladığında, o bütünlüğün nasıl da kutsal bir ışık bütünlüğü olduğunun farkına varır. Doğa her zaman uyumu hatırlatır. Uyumdur doğa ve bu ışık hepimize kendimizi hatırlatır. Kendi derinliklerimiz, köklerimiz, benliğimiz ve özümüz, gözümüz, sözümüz!

Doğa ile uyum içinde olan kendi ile uyum içindedir. Uyum içinde olan bir ışık olup yol alabildiğinde onunla tüm yaşam da o yolu alabilmektedir. Kendinizi onunla bütün hissedin. Onu bir süre için o olup taklit edin. Size bakan o, bir yerden sonra tamamen ondan onlaşmanıza ve sizinle sizde sizleşmeye izin verecektir. Bu böyledir. İnsan güvendiği ışıkta olup o ışıkla yürüyebilir.

Öncü olmak yarını bugüne taşıyabilmek demektir. Öncü olan dünden bugüne gelenin ne olduğunu bilir ve bu biliş ışığında yarını bugüne getirebilir. Bu çok önemlidir. Sevmek önemlidir; çünkü sevginin olduğu yerde güvenden bahsedilebilir. İnsan güven duyduğu yerde kendini okuyabilir; bununla birlikte kendini bırakıp yol almak da isteyebilir. Güvenmek demek sorumluluklarını bırakmak ve gölgesinde karanlığın bir parçası olmak demek değildir. İşte bu çok önemlidir.

Güvendiklerimiz bizim kendimizi teslim ederek yolu bırakmak istediklerimiz olmamalıdır. Güven, birlikte yol alma ışığı olduğunda yol aydınlanır. Düşünün ki bir yolsunuz ve bir yolun ışığında kendinizi bırakıyor ve o yola sığmaya çalkışıyorsunuz. Sığabilir misiniz? Sığamazsınız; çünkü siz Yaradanın yaşama TEK olan armağanısınız ve ancak bunu hatırladığınızda ışığı yakar ve yol alırsınız.

Sanırız ki karşı koyduğumuzda tüm çınarlar yıkılır. Derim ki ‘’ Evet! ‘’, der ki ‘’ Hayır! ‘’ Bu çarpışma, bizim bugünü yaratmamızı sağlamıştır. Deseydim ki ‘’ Evet! ‘’, deseydi ki ‘’ Evet! ‘’ ve olsaydı ki sadece ‘’ Evet! ‘’ insanlık ışığını yakamazdı.

Bizi meleklerden ayıran bir fark vardı ki insan iradesiyle yaşardı. İrade aklın tahtıydı ve bilgi onunla ışık olur bilişe varırdı. Biliş halinde olmak bilgiyle savaş olmaktır. Bilgi eğri ve doğru der, insansa seçtiği yolun ışığı olur aşıp geçer. Nasıl mı?

Ben bir doğru bulurum; bununla birlikte o doğrunun tek doğru olmadığının farkında olurum. Şimdilik doğrumdur ve onunladır yolculuğum ve birgün dönüp bakarım yeni bir doğrudur içine doğduğum. Demem ki ‘’ Hata yaptım. ‘’Derim ki ‘’ Yeni bir yaşamın daha bugün burada ışığını yaktım. ‘’

İşte budur direncimi kıran ve beni uyum içinde yaşam olup yaşamda çalıştıran. Ben keşfin doğasıyım ve ben kendimi doğanın keşfinde insanın yolculuğuna açtım. Nedir insan olmak? İnsan olmak seçmek ve seçimler ışığından biliş halinde yol almaktır. İnsan bilginin tutsaklığının ötgesine geçebildiğinde, kendine meydan okuyup akıl tahtında yaşama yeni olanla varabildiğinde yol açılır ve açılan o yol tüm yaşamın da armağanıdır.

Ben fikrimi söyleyebilmeliyim. Ben bugün ne hissettiğimin farkında olabilmeliyim. Ben kendime gelip, kendimde kalıp orada tüm yaşamı  hissedebilmeli, onun sesini duyabilmeli ve onu görebilmeliyim. Ben her şey olup her şeyden bugün varabilmeli ve bugünün ışığını yarına taşıyıp onu orada yüreğimle aydınlatıp bugüne çağırabilmeliyim.

İşte bunu yaptığımda ben yaşamda nefes görevlisiyim. Öncü olmak budur canlar, öncü olmak yaşamla uyum içinde olmak, onu ondan bende ben olan sayfadan okumak ve onu yaşama yeni bir ışıkta yorumlamak. Ona ses katmak ki bu kendi sesimle ışık olup yol almaktır.

Bugün kendime söz veriyorum ki her şeyin bana ışık olup geldiğinin farkında olacağım.

Bugün kendime söz veriyorum ki fikrimi söylemenin beni var eden gerçeklik olduğunun farkında olacağım.

Bugün kendime söz veriyorum benden başaka beni koruyacak olmadığının farkındayım ve bugün kendime söz veriyorum, kendimi dünden bir adım daha öteye taşıyacağım ve bugün kendime söz veriyorum, gece gözlerim kapatıp uykuya dalarken bugüne dair öğrendiğim ne varsa bugünde bırakacağım.

Yarına gözlerimi ‘’ bugün ışığıyla ‘’ açarken bildğim her şeyin birgün öğrendiklerimle yeni bir ışık olabileceğinin farkındalığıyla yaşama doğacağım.

Ben bugün biliyorum, doğru ya da yanlış değil, yüreğimin ışığındayım ve bu ışıkta gülümseyebildiğimde, yaşama bende ben olup yol alırken, her şeyle birlikte yol almaktayım.

Bugün kendime söz veriyorum ki kendimle olacağım.

Kendimle olmanın yaşamla olmak demek olduğunun farkında olacağım.

Yaşama nefes olup dolacağım ve o nefeste her anımı biliş olup aydınlatacağım.

Bilirim ki benim kelamım Tanrının  sözüdür ve bilirim ki benim yaşamım Tanrının yaşamdaki ışığıdır ve bilirim ki benim yolum bizim yolumuzdur ve bugün hep birlikte olduğumuzu biliyorum ve bugün bizin bizden ben olup okunurken, tüm yaşamın da bizde dillendiğini kabul ediyorum .

Her günün yeni bir ışığı vardır ve ben kendimi bu ışığa açıyorum ve diyorum ki:

‘’ Özüm, gözüm, sözüm! Sistem, nizam ve düzen sözüyüm ve bu sözde ışık oldu bedenim ve ben o bedende diriyim ve şimdi açtım yolu, aha şimdi, kendime ışık olup doğabildim, özgür oldu bedenim ve şimdi ‘’ ilmin ‘’ yaşamdaki ışığı olup ilerlemekteyim. İşte bu, şimdilik! ‘’

Ol Hüseyin Akdağ