ZAMANI YÖNETMEK

Günlük yaşamın koşuşturmacasında öyle çok tutuluruz ki zamanın oyununa, bazen onun ardında gizli bir hikaye olduğunun farkına varamayız. Hep bir koşuşturmaca vardır, yetiştirilmesi gereken birçok şey vardır ve öyle bir an gelir ki artık bu yaşam stilimiz olmuştur.

Hep bir şeyler gecikmiştir, hiçbir şeye yetememekteyizdir, biz zaten her acının tiryakisi olmuşuzdur, kimse bunun farkında değildir, herkes kendi derdine düşmüştür, insanlar da böyledir zaten, bizi de bir koruyup kollayan yoktur, beyaz atlı prensi görene aşk olsun, anacağım babacığım ah ah, daha genç olaydık, daha güzel olaydık, paramız olaydı da da da…

Yaşam bir oyundur aslına bakılırsa ve her şey görmek istediğimizce sıralanmaktadır karşımıza, bir insanın yaşamında yeterlilikleri vardır, bu yeterlilikler arasında, doğasında bir yetenek olan ustalık seviyesinde oldukları, belli bir yeterlilik seviyesinde oldukları ve yer yer çok da iyi kullanamadıkları potansiyelleri vardır.

Bir şeyi çok iyi yapıyor olmak, diğer her şeyde vasat olabilme özgürlüğü anlamına gelmeyecektir. Her öğrendiği insanın tüm bildiklerini de yeni bir ışıkla değerlendirerek geliştirmesini sağlayabilecektir. Son nokta yoktur ki yolculuk hep devam edecektir. Tıpış da tıpış!

Zaman yönetimi çok önemlidir ve aslında derin bir farkındalık getirir. Bir insanın, bolluk ve bereketi üzerindeki hakimiyetini anlamanın en iyi yolu onun zamanı nasıl kullandığına bakmaktadır. ‘’ Vakit nakittir. ‘’ derler ya eskiler, aslında hiç de boşa söylenmiş değildir. Bir insanın zaman yönetimi onun bolluk ve bereketi ve aynı zamanda yaşamdaki huzur ve mutluluğu, bu da bedenen ve ruhen sağlığı demektir.

Kişi öncelikle kendi yeterliliklerini, güçlü ve harika yönlerini bilmelidir. Neyi nasıl kolaylaştırabileceğinin farkında olabilmelidir. Özgüven, yeterliliğinin farkında olabilmekle ilgilidir. Bir insanın yapacağı işe adım atarken, niyetinde ne olduğu önemlidir. İnançsızlık ve isteksizlik onun karşısına ‘’ Ulan her şey mi üst üste gelir? ‘’ dediğimiz amcaları dikecektir. Eskiler belki de bu yüzden ‘’ Besmele ile başla! ‘’ demiş olabilirler. İlk anın enerjisi önemlidir.

Önümüzde bir yol varsa yürümek kolaydır; bununla birlikte bomboş bir ovada olduğumuzu düşünelim, nereden başlayacağız, nereye doğdu yol alacağız, yoldan çıktık mı çıkmadık mı nasıl farkına varacağız? İlk işimiz bir yolumuz olmalıdır. Ardından sakin olmak! Duygu yüklerimizden hafiflemiş olmak! Yaşam farkındalığımızın bilincinde olmak ve bu farkındalığı bizim hareket kabiliyetimizi artırdığı bir noktaya taşımak!

Koştur koştur hep birçok işi daha hızlı hallederiz gibi gelir; halbuki bu koşturmaç bir yerden sonra bizi potansiyelimizin çok çok altına indirir. Hemen burada aklıma gelen bir hikayeyi paylaşmak istiyorum size, bence zaman yönetimi ile ilgili çok net bir çerçeve oluşturan bir hikayedir:

İki oduncu bir ormanda çalışırlar, odunculardan biri çok hırslıdır, durmak bilmez bir şekilde çalışır, kan ter içinde kalır günün sonunda, diğer oduncuysa çalışır, dinlenir, çalışır, dinlenir,  gayet rahattır. Durmak bilmeden çalışan oduncu günün sonunda bir bakar, bizim rahat olan en az onun kadar odun çıkartmış. Ertesi gün daha da parçalar kendini ve bir bakar sonuç aynı, en nihayet dayanamaz patlar:

‘’ Yahu ben senden çok daha fazla çalışıyorum, yiyip bitiriyorum kendimi, sen nasıl benden çok odun kesebiliyorsun? ‘’ der.

Oduncu gayet rahattır, gülümser:

‘’ Oduncu arkadaşım, sen durmak bilmeden çalışıyorsun, bense dinlendiğim o anlarda baltamı biliyorum, balta körleştikçe ağaç kesmek zorlaşır, verim de azalır. ‘’ der.

En son ne zaman baltanızı bilediniz? Bedensel ve ruhsal iflasları mı beklememiz gerekiyor bizim de değerli olduğumuz ve ihtiyaçlarımız olduğunun farkına varmak için?

Bir yol çizmek, ulaşmak istediğimiz yere şimdiden ulaşabilmek adına büyük bir yol kat edebilmiş olmak demektir. Nefes almak önemlidir yaşamda, gerekirse bunun için profesyonel bir destek bile alınabilir. Zaman yönetimi kişilere hem sağlık, hem huzur, hem de bolluk ve bereket olarak dönecektir. Verimli zaman kullanımı insanı dinginleştirir. Yeni zamanlar bile doğabilir bizi daha mutlu eden faaliyetlerle baltamızı bileyebileceğimiz ve hatta bundan kazanç sağlayarak verimimizi arttırabileceğimiz!

Şu kesin ki bizler değerliyiz, o zaman bu değeri hak ettiğimizin farkına varabilmek için kendimize izin verebilmeliyiz. Zamanın bizi değil, bizim zamanı yönettiğimiz mutlu zamanlara, ne diyelim? Atımız bizi taşısın, biz atmızı değil! Amin.

Ol Hüseyin Akdağ