İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

Her insan çocuktur biraz; kimi mutlu bir çocuk, kimi mutsuz bir çocuk. Her insan çocukluktur biraz; kimi mutlu bir çocukluk, kimi mutsuz bir çocukluk. Her insan çocukluğudur biraz; kimi mutlu kimi mutsuz olan çocukluğu ve bu çocukluğun yaşam denen ışıkta aldığı yolu.

Her insan kendiyle birlikte bütünlüğünün hikayesidir. Biraz annesidir, biraz babasıdır, biraz kardeşi ( kardeşleri ), biraz atası ( anneanne, babaanne, dede, amca, hala, dayı, teyze ), biraz yaşamda buluştuğu dostları, biraz dünü, biraz yarını, en çok bugünü ve bugünde saklı tüm zaman kayıtları. Anda sonsuzluktur aslında insan ve hep biraz, küçük bir çocuktur. Yaşamı tadar ve o tatta yaşar. Hep annesinin rahmidir ona yaşam ve o, o yaşamda nefes almaktadır henüz kullanmadığı ciğerleriyle ve birgün gelmektedir ki o doğmaktadır ve doğduğu yaşam, belki de, dokuzuncu sayfadan yaşama yaktığı ışıktır.

Nedir dokuzuncu sayfa ? İnsanın yaşamıdır ve o yaşamda ışık olup, okuyup kayıtladığıdır. Bir yoldur yaşam ve bu yol sonsuzluğun yoludur. Öyle bir yoldur ki hepimizin yoludur ve bu yolda herkes kendi ışığıyla yoğrulur. Her kim ki kime ne olur durur, o ki onun önünde o olur yaşam, ona durur. Derken biri toprak olur. Biri tohum olur. Biri cennet, biri Kur’an olur. Kimi yazar, kimi okur. Okuyanın okuduğu, yazanın yazdığıyken; yazan okuyan, okuyan yazan olur. Derken yaşam bu masala bir ad uydurur ki adı yaşam olur. Derken develer tellal olur, pireler berber. Orman uyanır. İnsan kanatlanır. Her düş bir hakikat yaşatır ve yaşam tam da orada bayrağını açmıştır.

Zannedilir ki sanal olan hayaldir. Halbuki hakikat göklerin bilgeliği, yerin ona yaktığı ışığın kendisidir. İçimizdeki çocukla büyür yaşam. Onun ışığıyla büyür genişler. Bazen yaramaz bir çocuk derler ona, halbuki o yaratır. Rengi renge katıp tablolar boyamıştır ve her renk bir yaşamdır ki tüm renkler bir yaşam olduğunda zaman altın çağ insan ışığıdır.

Zannederler ki bir Atlanta vardır. Atlantis kimisine göre batmış kimisine göre çıkmıştır. Mu dediğimiz de her birimizde olan ışıktır. Bir çocuğun yüreği, her yaşamdan ışıkların dostluğuna aşinadır. Dünya bizim ışığımızın yandığı limandır. Rehberdir tüm yaşamlara, ışıktır. Güneştir dünya uzay yaşamlarda. Dünya sistemidir evrenler gerçeği ve biz bu evrenin merkezi. Ne bizimle olur ne bizsiz; zira yol, birlikte o yolda ışık olma gerçeği.

Meraklı gözler vardır insanın üzerinde, insanın ne yapacağı belli olmaz. Çoluk çocuktur insan ve bir o kadar ışık yakan yaşam. Bir çocuğun yüreği tüm yaşamın kendisidir. Tam da bu yüzden önemlidir bir çocuğun yüreğine neler ekildiği. Her ekilen büyüyüp güzelleşti mi ? Her tohum çiçek verdi mi ? Kök olup harda, göğe ışık yakabildi mi ? Belki değildi; bununla birlikte yol bitti mi ? Tabii ki değildi.

Çocukluğumuz bizim Atlantisimizdir. Batmıştır; bununla birlikte ışık karanlıktaki harıyla kayıtlı kalmıştır. Karanlık, sular altında kalan varlığımızdır. Orada kök ve gök yürek yüreğe ışık yakmaktadır. O ışık yandığında insan kanatlanır. Her kanatta yaşamın ışığı vardır. O ışık bugünde vardır ve bugün dünden aldığını yarına taşır. Bugün zamanı hak edenlerin ışık yaktığı kapıdır. Bu kapıda ancak ışığını taşıyabilen geçiş hakkı kazanmıştır. İşte bu sistem bir çocuğun yaşamıdır. O çocuk tohum yaşamların ışığıdır. Zamanla kabuklanır. O kabuk insandır. İnsan kabuklarını kırarak ışık olup kanatlandığında çocuk dillenir ve anlatır tüm sırları. Her çocuk bir sırdır. Sırda hak olan yaşamdır. Yaşamda hak olan yüreğinin ışığını içindeki çocuğun yüreğinden alandır.

Her yürek, içinde bir çocuğun ışığını taşır. O ışık yaşamdır. O çocuğu unutan, yaşamı unutmuş, sıkışmıştır. Aradığı bir şeyler vardır ki ne buradadır, ne oradadır. Her şey yaşamdır ve yaşam da her şeyde vardır; bununla birlikte yaşamda doğmaya hak kazanan içindeki çocuğu içindeki çocukla yaşama doğurandır. Her yürek anadır deriz ya canlar, işte her yürek kendine gebe bir yaşamdır. İçimizdeki çocukları hak edebildiğinde yüreklerimiz artık doğan, hak edebildiğimiz yaşam ışığıdır ve orada çoluk çocuk dediğimiz artık kanatlıdır. Tanrılar meclisi şimdi ışığını yakmıştır ve o ışıkta her yüce yüreğimizin ışığıyla ışımaktadır.

Bir çocuk görür, bir çocuk duyar, bir çocuk bilmez ve bilir. O aynı anda, aynı zıtlığı bir tek ışıkta görebilendir ve yol olup yürüyendir o ışığa. O ışık ki onun kendisidir ve o kendilik ki hepimizin levhisidir. Hepimizden hepimize, hepimizde hak olan ben olur gelir. O  ben levhide aşk kokan gerçekliktir. Bilir. Bilmez. Görür. Görmez. Duyar. Duymaz. Yolda ışık yoksa ışıkta hak sorulmaz. Karanlık ışık yakar ki orada sual sorulmaz. Her yürek, kendinden kendini alır bu masalda. Gökten düşen üç elma. Herkes düşen üç elmasında haktır. Adem yaşamların ışığı olur kanatlanır. Her anlatan bir anlayandır. Her anlayan anlatan olduğunda yaşam artık ışıktır. Tam da orada artık birlikte yol alınır.

Ne alamadıklarına kızar insan, ne veremediklerine üzülür. Toprak değildir ki onunla ölen gömülür. Işıktır o, hak olan öldüğünde, ona yürür. O ki kendiyle kendinde tüm yaşamlara yürür. Bir çocuktan bahsettiydi yürek, o çocuk altın yaşamların ışığı olan yürek gözüdür ve her göğsüne dolup boşaldığı ömrün ölümsüzlüğüdür. O çocuk sonsuz yaşam ışığıdır ve çocuğu hak eden her diri, kendinden kendini almıştır.

Bir anne yürektir, her baba ışıktır. Işık yakan yüreği aydınlatır ve bu aydınlık bizim çocuk olan yaşamımızdır. Yüreğime ışık yaktım, beni benden ben olup aldım. Sağıma soluma bakındım. Sağımda neysem, solumda onun ışığıydım ve hepsinde ben olan yaşamla yol almıştım. Bir çocuktum ve keşifti bu yolculuk. Çiçek çiçek renkti konduğum ve her renkte açılan kanattı olduğum. Benden bana ben olup dokundum ve her dokunuşta yaşama doğan kutsal tohumdum.

Bir çocukluktan bahsetmiştik ya hani, ışığımızdı o bizim. Derler ya ” şair burada ne anlatmak istemiş ? ”. Şair Tanrıydı ki bilirsiniz Tanrı yaratılanda yaratılmıştı ve anlatılmak istenen bir çocuğun yüreğinde saklı ışıktı ve anda yoğunlaşıp bunu kayıtlayan insan sırrın kapılarını açtı. Şimdi o sır yaşamdı. Pandora’nın kutusu kiminle kanatlandı ? Adem hala günahkar mıydı ? Şeytan kiminle savaştı ? Mikail doğanın ışığını mı yaktı ?

İsrafil surda nefes olup kanatlandı ve tüm kapılar açıldı. O kapılarda sır olan yaşamın ışığı, her bir çocuğun yüreğinde saklı kayıttı ve şimdi o kayıtlar hepimizin yaşamı. Derken yaşam ışık yaktı. İçimizdeki çocuk bize aşkla sarıldı. O biraz haksa, biraz aksa, biraz da karanlıktı ve şimdi hepimiz hepimizden elinin gücüyle yaşamı aldı. O yaşam hepimizin altın tahtıydı dedik ya canlar, şimdi o taht insanın imparatorluğunun ışığıydı ve her taht, sahibinde yanan ışıkla yaratıldı. Çocuk dillendi ki o çocuk Atlanta ışığıydı. Şimdi her yürek hak etti, aldı. Sımsıkı sarıldı.

İşte bu !

Şimdilik !

Aha Şimdi !

Hüseyin Akdağ