2015 BURÇLARIN BİRBİRLERİYLE İLİŞKİLERİ

 

BAŞAK

2015 Numerolojik Değeri: 21 / 3

2015 İlişkiler Haritası Rehber Kartı: Aziz

Başakları hiç bu kadar sevgi dolu görmemiştiniz!

Yahu, bir Başak hiç ‘’ Boşver canım, ne olacak? ‘’ der miydi? Derdi. Bu yıl derdi. Tabii ki bu biraz uç bir örnek olabilirdi; bununla birlikte bu yıl Başaklar özlerindeki sevginin yaşamdaki gücünü keşfetmekteydi ve bu sevgi onlara ‘’ Bazen hiçbir şey kırmaya ve kırılmaya değmez. ‘’ dedirtecekti.

Başak bu yıl onu gerçekten mutlu eden şeylerin neler olabileceğini keşfediyordu ve buna açılan bir yolun ışığını yakıyordu. Yaşamı daha derin bir ışıkla seyrediyordu ve bu ışıkta vicdanın iyi bir öğretmen olduğunu fark ediyordu. O bazen insanı durdurur bazen de her şeye rağmen devam edebilmesi adına ona yardımcı olurdu.

Bu yıl Başaklar ilişkilerinde böyle bir bilginin içerisinden geçiyordu ve şimdi onlar için Pandora’nın kutusu açılmaktaydı ki onlar bu kutuyu doğalarının yardımıyla yaşama bilge bir ışıkla kayıtlayacaktı ve çoğu yaşamın korkarak uzak durmaya çalıştığı, onların elinde bambaşka bir ışıkla parıldayacaktı.

Akıl yüreğe hiç bu kadar yakın ve uyum içinde bir duruşla yaşamda olmamıştı. Bu yıl onlar için doğalarındaki şefkat, her şeyin ötesinde, kendileri için parıldamalıydı ve bu parıldamada onlar hak ettikleri yerde olmalarının ışığını yakmalıydı. Aynaya baktılar ve kendilerine sarıldılar. Hem de tüm mükemmelsizliklerine rağmen! İşte, şimdi mükemmel bir ışığın tohumları onlar için tüm yaşama atılmıştı.

Peki, bu yaşamda nasıl bir yansıma yapardı?

Başak- Koç:

Başak için Koç her zaman büyütülmesi gereken bir çocuktu. Koç içinse Başak neden her şeyi kendisi için bu kadar zorlaştırdığı anlaşılmayan bir komşu teyze idi. Başak Koç ile yaşamı biraz daha hafife alarak daha çok hareket etme şansı yakalayabilirdi ve Koç Başak ile es geçip kendi yolculuğunda farkına varamadığı ve onun için çok da fardalı olabilecek çok şeyin farkına varabilirdi.

Koç bu yıl keşif yolculuğundaydı ve doğasının dışına taşmak ve oradaki renklerin tam olarak neye yarıyor olduğunun farkına varmaya çalışmak ona iyi geliyordu. Bir konuda gerçekten iyi olmak istiyorsan iş iyi olmakta zorlandığın ne varsa onların farkına varmaktan geçiyordu ve Koç bu yıl bunların farkına varıyordu. Başak da bu yıl öğreniyordu ve sevginin gücünü, onun doğasındaki ışığın insan yaşamına olan katkısını keşfediyordu.

Koç bu yıl Başağa tutkulu doğası ile yaşama dair derin bir aşkı aşılayabilirdi. Cesur doğası Başağa biraz ürkütücü gelebilecek olsa da bu Başağa sempatik bir ışık yakarak Başağı çok da yakın bilmediği sularda keyifli bir yolculuğa da çıkarabilirdi ve böylelikle Başak yaşama daha ‘’ olduğu gibi ‘’ bakmayı deneyimleyebilirdi.  Koç Başak ile şu net ki öğrenirdi. Başak çok şey bilirdi ve bazen bilmediklerinde bile karşısındakinin bilme yolculuğuna derin bir ışık yakabilirdi. Nihayetinde o neyi görmesi gerektiğini fark etmekte çok da zorlanacak değildi.

Koç Başağa öğretmekten çok yaşatabilirdi ve Başak bu yaşantılananlardan her ikisinin de lehine derin sonuçlar çıkarabilirdi. Bu birliktelik doğayı inceleyen bir bilim adamının her iki tarafın da lehine teoriler ortaya koyması gibi bir ışık yakabilirdi. Doğa insanı şaşırtabilir ve doğa insanla yepyeni ışıklarla ortaya çıkabilirdi.

Başak- Boğa:

Başak için Boğanın huzur ve güven ihtiyacını anlamak bazen biraz zor görünebilir ve hatta Boğanın bu miskinsi tavırları onu çıldırtabilir. Boğa da Başağın niye böyle içine pire kaçmış gibi ortalıkta dolanıp durduğunu anlayamayabilir. Boğa doğa ile bütünleşip onunla huzur dolmak ister. Başak ‘’ Acaba bu seyretmekte olduğum nasıl daha iyi olabilirdi? ‘’ diyerek doğada bile geliştirilmesi gereken birçok unsur bulabilir. Fazla da haksızlık etmemek gerekir Başak ne de olsa bir topraktır ve toprakla çalışmak ona iyi de gelecektir, üzeri batıp çıkmadığı sürece!

Boğanın bu yılki yeni yolculuğu onun çok da hakkında emin olamadığı bir yolculuktur ve Başak ona bu yeni yolculukta nelerin farkında olabileceğine dair bir ışık yakabilir. Başağınsa bu yıl kendini sevmeyi ve biraz daha kendiyle huzurlu olabilmeyi öğrenebilmesi önemlidir. Tam da bu noktada Boğa ona geniş göğsünü şefkatle açabilir. Sarılıp uyuyabilirler çimlerin üzerinde, Başak az sonra o huzurla tüm çimleri biçmeye kalkacak olsa da!

Başak Boğanın daha disiplinli bir şekilde kendi sınırlarının ötesinde bir ışığa ulaşmasına yardımcı olabilir ve Boğanın sevgisinin içinde kendine dair fark edebileceği yeni bir sistem ışığı yakabilir. Boğa Başak ile fark ettiği zayıf yanlarını kolay bir şekilde geliştirebilir; bununla birlikte Başak kendini kaybedecek olursa Boğayı epey bir yorabilir. Boğa da Başağın bu hizmetkar ruhunun ihtiyaç duyduğu ‘’ fark edilme ‘’ arzusunu gerçekleştirebilir. Birlikte verimli bir keşif yolculuğunun ışığını yakabilecekleri gibi inatçı olma durumlarında her ikisi de epey yorulabilir.

Bu yıl Boğa büyümeli ve gelişmeli ve bunu yaparken yeni bir yolculuk ışığıyla ilerleyebilmelidir. Başak da sevmeyi ve sevilmeyi ‘’ her şeye rağmen ‘’ olarak dönüştürürken dünyanın yasalarının daha net farkına varabilir.  Her şey her zaman yazıldığı gibi okunmayabilir! İşte, bunları hatırda tutmak önemlidir.

Başak- İkizler:

İki pehlivan çıkmış meydane, ikisi de birbirinden merdane! İkizler ‘’ Hepsini bileceğim, hepsini bileceğim! ‘’ derken Başak ‘’ Daha didikleyeceğim, didik didik didikleyeceğim! ‘’ diyecektir. Başak için bilginin onu götüreceği nihai sonuç önemliyken ve bunun nasıl daha kusursuz olabileceği aranırken İkizler için durum daha çok salt bilgi geçişleri ve bu geçişlerin birbirlerinde nasıl bağlantılandıklarıdır. O etki oluşturma çekiliminden çok etkileri gözlem içindedir. Başak müdahale etmedikçe rahat edecek değildir.

İkizler bu yıl duvarlarını yıkmak ve görünenin ötesine doğru bir yola çıkmak istiyordu. Bu artık karanlığına inmek demek oluyordu. İkizlerin mitolojik hikayesinde kardeşler altı ay yerin üstündeyken altı ay yerin altında yaşarlardı. Şimdi yeraltının gizeminde bir şeyleri değiştirebilmek adına bir adım atılmak isteniyordu. Belki yeraltı bu kadar da keyifsiz değildi. Peki, bu nasıl fark edilebilirdi? İkizler bu dönemde bunun farkına varma ihtiyacı içindeydi. Başak da şimdi daha sevgiyle hareket ederek İkizlerin bu dağınık duruşunu maruz görebilme sınavından geçecekti. İkizler onu karıştırabileceği gibi canlı doğasıyla ona yenilenen bir ışık da yakabilirdi. Belki de vakti çoktan gelmişti.

Başak, İkizlerin bu yıl karşısına çıkan gölgelerinden onu zorlayacaklardan bir taneydi. Başak tabii ki her zaman bir öcü falan değildi ve o istediğinde, gerçekten keyifli ve en keyifli anlarda bile insana bir şeyler fark ettiren bir yol arkadaşı olabilirdi. İkizler de tabiatındaki her şey olduğu haliyle bir ışık olarak gören doğasıyla onun kendine karşı duruşundaki yumuşamada daha ilham verici bir ışık olabilirdi.

Başak kurallarında ısrarcı olmayarak bilginin değişkenliğini ve bu değişkenliğin insanın özündeki ışığın gücünü beslediğini fark edebilmeliydi. İkizler de bilginin sonsuz açlığında güçlü bir karakter ortaya koyamayacağını fark edebilmeli ve bilginin üzerindeki daha kontrollü bir ışık yakarken bu ışığa yüreğinin sesini de katabilmeliydi. Başak İkizler ile esnerken İkizler Başak ile yüreğe doğru uzanabilirdi.

Başak- Yengeç:

Yengeç kendiyle ilgili biraz daha fazlasını öğrenmek istediği bir dönemden geçiyordu ve bunu yaparken duygularının denizinde dalgalara kapılmış bir gemi gibi sürüklenip gitmek istemiyordu. Net ki nereye gitmeyi arzuladığının ve doğasındaki hangi ışığın onu bu arzuya taşıyacağının farkına varmak istiyordu. Gölgeleri ona subjektif doğasının yanıltıcı olabilecek olan ışığından gülümsüyordu. Aklın bilgeliği biraz daha ihtiyaçvari bir ışık yakıyordu. Başak için sevgi ve şefkat verilerinin ışığının farkındalığı biraz daha yükselmiş bir kapı açmıştı.

Yengeç Başak ile ihtiyaç duyduğu ‘’ ben ‘’ yolculuğunda, Başağın damdan düşer gibi tarzı onun hassas doğasını yerle bir etmemiş olursa ihtiyaç duyduğu ışığı yakabilirdi. Başak Yengeç ile içindeki şefakti derinliklerinde duyumsayabilir ve şefkat dolu ışık onu savaşında barış dolu bir ışıkla kanatlandırabilirdi. En azından eski hali göz önünde bulundurulacak olursa!

Yengeç Başağı duyarsız bir ışık olduğundan dolayı suçlamaya kalkmamalıydı. Başak Yengeci ayakları yerden kesilmiş, duygularını kullanarak acite bir atmosferin içine kendini gömen bir ışık olarak yorumlamamalıydı. Yengeç sevildiğine inandığı bir yolculukta fark etme şansı kazanarak kök salardı. Başak da karşısındaki kişi için bir şeyler yapmaya çalıştığının anlaşılmasını arzulardı.

Yengeç öfke ve korkuları dengelemeye çalışırken bunlar konusunda maskelere sığınmaması gerektiğinin farkına varmalıydı. Hele ki bu hiç bu konularla alakası olmayan dan dan bir Başak ile karşılaştığı bir anda daha önem taşırdı. Başak öyle kendini korumaya çalışan sözde bir sevecenliğe katlanamazdı. Başak da Yengecin yüreğindeki o derin sevgiyi duyumsamalıydı. Onun için bu sevgiden ötesi olamazdı. İkisi de öğretmekten hoşlanırdı. Yengeç bunu bir anne, Başak bunu bir öğretmen ışığıyla yapardı. Yengeç çok yumuşak, Başak çok sert olmamalıydı ki böylelikle her ikisi de birbirlerinde uyanık kalırdı.

Başak- Aslan:

Başak ve Aslan arasında farklı bir ışık vardı. Aslan ‘’Ben, ben! ‘’diye ortalıkta dolaşırken Başak bunu daha çok bu benin muhtemel fonksiyonlarının muhtemel reaksiyonları olarak ele alırdı. Aslan alkışlanmalıydı; Başaksa öyle habire alkışlayıp duranları hiç de masum bir ışık olarak algılamazdı. Önce bu alkışın samimiyetine inanmalıydı ve onun için samimiyet o hususta aklın yaktığı ışıktı. Bu ışığın ciddiyetine inanmalıydı.

Başak Aslanı alkışlasa bile daha iyi olabileceğinin farkındaydı ve bazen bunu pat diye ortaya koymaktan da geri kalmayacaktı. Aslan da süslü cümleleriyle Başağı etkilemeye çalışırken onun her şeyi bilir havası ve bunu besleyen akıllı konuşmaları bazen Aslanın alaycı bir duruşuna maruz kalabilirdi; çünkü Başak ona fazla yapacaklarının derdinde kaybolup gitmiş görünebilirdi. Aslan şatafatı severdi ve onun için sunum önemliydi.

Aslan bu yıl bir tamamlanışa doğru yol almaktaydı ve artık parçaların yerine ulaşmasını sağlamalıydı. İç sesiyle bağlantısını korumalı ve içindeki vahşi doğayı dizginleyerek onun üzerinde bir kontrol kurmalıydı. Burada Başak ona tüm varlığıyla hizmete hazırdı. İç ses onun uzmanlık alanı olmasa da o ne yapabileceğini hatırlayabileceği birçok ışık yakardı. Aslan ona kulak kabartmalıydı. Başak da Aslanın doğasındaki ışığın insana iyi gelen gücünün farkına varmalı ve Aslanda biraz kendini hatırlamayı kapmaya çalışmalıydı.

Kendini sevmek önce hatırlaması gereken bir kendin olduğunun farkına varmakla başlamaz mıydı? İnsan takdir etmeyi de öğrenmeliydi yeri geldiğinde kendini ve bunlar hep Aslanda vardı. Başak neyin ne olduğunu buna kendini açtığında kısa zamanda kavrardı. Aslan da şu kesin ki alkışı hak etmesi gerektiğini hatırlamalıydı ve bunun için içinde bulunduğu alanla ilgili derinlemesine bir algının kapılarını aralamalıydı ve bu anlamda Başak aranan kandı. Hacivat ile Karagöz olabilirlerdi!

Başak- Başak:

Ya onlar birbirlerini gördükleri gibi birbirlerine, ne kadar daha çok yapmaları gereken şey olduğunu hatırlatmaya çalışacaklardı ya da birbirlerinin özverilerinin farkına varıp birbirlerini bağırlarına basacaklardı ki ilki daha muhtemel olabilirdi; bununla birlikte bu yılki titreşimleri ikinci durumu daha kendileri ve bütüne hayırlı bir yorum olarak ortaya çıkarırdı.

Başak, Başak ile kendi sertliğini ve bu sertliğin kendini bile ne kadar yorduğunu keşfedebilirdi. Kusurları sevmeyi de öğrenebilirlerse de bu derin bir ruhsal uyanış demekti; çünkü benzerler o benzerlikte çözebildikleri kendileri olarak da derin bir ışık demekti. Sırt sırta savaşmak ya da birbirleriyle savaşmak tamamen ellerindeydi.

Bir Başak için Başak dostuna nasıl yardımcı olabileceğini bilen bir dost olabileceği kadar onun zayıf yanlarını iyi bilebileceği için kötü bir düşman demek olabilirdi; bununla birlikte bu kötü düşman ona kendini fark ederek bu anlamda kendini dönüştürebilmesi adına bir fırsat da olabilirdi ve Başak kıracağı her şeyde kırılmaya da çok açık olabileceğini de fark edebilmeliydi.

Onlar birbirlerinde kendilerini sevebilirlerdi bu yıl ve birlikte yaşama karşı daha güçlü bir ışık oluşturabilirlerdi. İkisi de birbiri için çok şey yapmak isteyecekti. Böylelikle almayı öğrenebilirlerdi ki evrende her şey dengede kalabilmeliydi. Başak Başaktan kendi doğasına saygı duymayı ve o doğadaki sevginin önce kişinin kendisiyle başladığını öğrenebilirdi.

Başak-Terazi:

Terazi demek aslında ılımlılık ve uyumluluk demekti. Terazi her şeyi anlayabilir ve herkesin açısıyla olayı görmeye çalışabilirdi. Onun için objektif olmak son derece önemliydi. O zaman hep daha geniş bir açıdan görebilmeliydi. Peki, niçin hangisini seçmeliydi? E, hepsi doğru değil miydi? Tam da burada Başak tüm sebepleri aklın tüm ışığıyla alt alta sıralayabilirdi. Biri de Başağı susturabilmeliydi. Habire neyin yanlış neyin doğru olduğundan bahsedecekti.

Terazi için doğru ve yanlıştan öte durumlar vardı aslında ve bu durumlar onu duruma göre her türlü sonuca götürebilirdi. Başak bu konuda fazlaca sert gelebilirdi ve şu net ki venüsyen doğası onun bu sert ışığını yumuşatabilirdi ya da yumuşatayım derken kendi dengesini de yitirip Terazi birden sertleşebilirdi. Uzun sürmeyecekti. Anlamak istediği Başağı ne kadar etkilediğini fark edebilmekti.

Başağın yumuşama ihtiyacı Terazide kolaylıkla çözülebilecekti. Terazi de bu yıl hiç olmadığı kadar net bir duruş sergilemek istemekteydi ve bu netleşme ihtiyacı da Başak ile çözülebilirdi. Başak altından girer üstünden çıkar neyin daha iyi olduğu konusunda onu ona en yararlı olabileceğine inandığı bir ışıkla ikna edebilirdi.

Terazi duvarlarını yıkmak istemekteydi. Başak burada onun kendiyle ilgili yıkması gereken duvarların bir ışığı olarak da görev alabilirdi ve şu kesindi ki Başak gerekirse kendini bile yıkabilecek bir duruştan durumu irdelemeye başlayabilirdi. Burada Terazinin ona nasıl bir farkındalık boyutunun kapılarını araladığı önemliydi. Bu da Başak için dünyaya dair aralamaya ihtiyaç duyduğu sırlar demek olabilirdi.

Başak- Akrep:

Başak ve Akrep hiç savaşmaması tercih edilecek olan iki gemiydi. Başak Akrebe ne kadar mantıksız olduğunu anlatmaya çalışırken onu bir hayli incitebilir ve Akrep de bu öfkeyle Başakta yüzleşmekten korktuğu çok ışıkla saldırıya geçerek travmatik etkiler yaratabilirdi. Her ikisi de iki güçlü gözlemciydi ve yaşamın birçok sırrı onlarla birlikte açılabilirdi.

Başak Akrebin sert bir ışıkta titreşen duygularının onda ağır bir yük  yaratması durumunun kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilirdi. Akrep Başağın göremediklerini ona gösterebilirdi. Onun neye ihtiyaç duyabileceğini kolaylıkla sezinleyebilirdi bir Akrep ve Başak bu hissedişi cevapsız bırakacak değildi. Başak her zaman değer bilirdi.

Birlikte bir şeyler yapmak her ikisi için de kolay değildi; bununla birlikte bu gerçek anlamda başarıldığında akıl ve kalbin son noktadaki muhteşem ışığı denebilirdi. Akrep korkularıyla yüzleşmeye Başak bazen olduğu haliyle de kabul etmeye bazı şeyleri hazır olabilmeliydi.

Birlikte çok şey öğrenebilecekleri kesindi. Tek ihtiyaç duydukları karıştıkları an birbirlerine saldırmaktan vazgeçebilmeleriydi. Akrep Başağın doğasındaki safiyet ile epey bir dinlenebilirdi; çünkü akrep kartlarını açık oynamayı en sevmeyenlerdendi ve bunun için birçok bahane sıralayabilirdi. Bir şey demeye gerek yok, nasıl olsa Başak hepsini tek tek söndürecekti ve Akrep çoktan Başağa ihtiyaç duyduğu sevginin kendisinde olduğunu ve onunla her şeyin değişebileceğini hissettirmekteydi.

Başak- Yay:

Yay üç temanın ışığında kendini gösterirdi ve bunlar öğrenci, gezgin ve filozoftu. Bu yıl Yayın daha çok öğrenci ve filozof doğası açığa çıkıyordu. Yay bu yıl yaşamında üstesinden gelmesi gerekenlerle yüzleşiyordu ve bu yüzleşme yolunda ona en büyük gücü sağlayacak ışığın sevgi olduğunu keşfediyordu. Doğa ile bütünleşiyordu ve burada gezgin olabilirdi. Başaksa bu yıl aktif olarak artık bir süreci tamamlıyor ve deneyimlerinin onu bilgeliğe doğru götürebileceği bir yolun ışığında ilerliyordu.

Aslında bilgelik kavramı Yayın yaktığı ışıkla bütün bir temada irdelenirdi. Burada ihtiyaç duyulan Yayın bu yolculukta kendisinin karanlığına saklanma isteği ile yüz yüz gelebilmesiydi. Bazen öğrenmeyi reddedebilir, gerçek bir usta olmadan kendini öyle görme eğiliminde ortaya koyma ihtiyacına girebilirdi. Başakta da daha çok aksi gözlemlenirdi.

Yay artık bazı yolları yürüyüş şekillerini değiştirebilmeliydi. Buna biraz disiplin ve canlılıkla birlikte daha bütün bir yol ışığı da dahil edilebilirdi. Yay ne bir öğrenci ne bir gezgin ne bir filozof olabilirdi. O hepsinin toplandığı ve bütün olarak çalıştığı kişiydi ve bunu öğrenmeliydi. Başak Yay ile her şeye ne ile başladığını ve şimdi bu başlangıcın vardığı yerde ona neyi hatırlatmaya çalıştığını anlayabilirdi.

Yay için Başak biraz sıkıcı gelebilirdi. Adam ona yaptığı şeyde çok da iyi olmayabileceğinden bahsediyordu. Jüpiter için bir yıldız olmadığını düşünmek hiç de hafsalasının alabileceği bir şey gibi değildi; bununla birlikte Yay kendini biraz teslim edebilirse önemli bir yol alabilirdi ve Başak Yayın özgürlüğünün onun yaşamında ne değerli bir ışık olduğunu fark ederken zekasının gücünü de hissedebilmeliydi. Onların zekaları birbirine benzemez; bununla birlikte birbirlerini bir hayli besleyebilirdi. Başak Yaydan okşayan bir ışığın derin kavrayışının güçlü etkisini, yolunda ışık olarak yakabilirdi.

Başak- Oğlak:

Oğlak için yaşamdaki otorite çok önemliydi. O Terazi gibi sevilmek, Yengeç gibi korunmak istemezdi. Aslan gibi alkış da beklemezdi. Onun istediği saygıydı ve o gücü hissedebilmesiydi. Bu yıl bu güç onda güçlü bir ışıkla dirilmekteydi; bununla birlikte hırsa kapılıp da vahşi bir aslan olup saldırmaya da kalkmamalıydı ki Oğlak bu konuda hiç de azımsanacak bir yeteneğe sahip değildi. Başak Oğlaktan disiplin ve bu disiplindeki duruşun sessizliğindeki savaşçı ruhu keşfedebilirdi.

Oğlağın bu yıl iç sesiyle kurduğu bağlantı yaşamında önemli bir ışık taşıyordu ve bunun için aşırılıkların üstesinden gelmesi gerekiyordu. Bu noktada Başak ona iyi bir sığınacak liman olurdu. Başak da tam olarak bu aşamada duruyordu. O da vicdanının ona yaktığı ışıkta dünya yasalarının daha farkında olarak hareket etmeye çalışıyordu ve artık kendinden farklı duruşlar da olabileceğini keşfediyordu ve olduğu haliyle kendini sevmeyi öğreniyordu ki bu her şeyi de gerçek anlamda sevebilmek demekti.

Oğlak Başağın duşundan, çok karışık gelmedikçe ona, bir şeyler alabilirdi. Oğlak bu yıl daha çok yaşamın içinde olmak istemekteydi ve tam da bu noktada Merkür etkisindeki Başak onun için iyi bir aktivatör olabilirdi. Oğlak Başağa toprak tabiatının o sağlamlık ihtiyacında sağmal ipuçları verebilirdi.

Oğlak için yer çekimiyle arası en iyi olmayan burç denebilirdi. Pek esnek olduğu söylenemezdi. Oğlak özel durumlar haricinde çok da kıpır kıpır olmayı sevmezdi. O bastığı adım yer etsin ve bu da fark edilebilsin isterdi. En güçlü buluşma noktaları birlikte doğa ve kendileri ile iletişim kurma titreşiminde buluşabilmekti. Başağın işe yarar dem vuruşları Oğlağın güçlü doğasının daha netleştiren ve yollaştıran ışığında yükselecekti.

Başak- Kova:

Kova doğasındaki asinin ışığıyla büyümekteydi. Onun için her şey her zaman olduğundan daha farklı olabilirdi. O aslında hep bunu anlatmak isterdi; bununla birlikte çoğu kimse onun hiçbir şeyi beğenmeyerek her şeyi kendisinin bildiğini düşünebilirdi. Başak da hep o çok net gördüğü doğrudan bahsetmek ve bu anlamda derhal ‘’ yardımcı ‘’ olabilmek istedi. Ne var ki karşısındakinin istediği her zaman tam olarak bu olmayabilirdi.

Kova bu yıl içindeki asinin uçlarında gezinmekteydi. Ne var ki onu dizginleyerek aslında yaşamının ışığına da onu çevirebilecek güçteydi. Bir konuda bir fikir öne sürmeden önce onun gerçek anlamda neyi anlatmaya çalışıyor olduğunu keşfedebilmeliydi. Bu konuda Başak ona gayet iyi bir şekilde yardımcı olabilecekti. Kova birlikte yapılacak işlerde de iyiydi ve geniş bir vizyon ortaya koyabilirdi. İkisi de farklı kulvarlarda insanlık için önemliydi.

Kova neyin nasıl yapabileceğinden daha çok bahsetme eğilimindeydi. İş icraata geldiğinde durum ondan bahsetmekten daha zor gelen bir ışıkla kendini gösterebilirdi. Başak bu konuda daha iyiydi. Pratikti ve kendi cümleleri içinde kaybolacak bir tip değildi. Daha düşünürken ihtimal o ki harekete geçmişti.

Kova bu yıl içindeki asiyi yaşamı bir adım daha götürebilecek bir sistem olarak dilliyordu ve bunu gerçekleştirirken dünya ile olan bağlantısını da korumayı seçiyordu. Dünya ile kurduğu bu bağlantıda Başak ile güçlü bir ışık yakılabilirdi ki Kova Başak için yaşamı o güne değin bilmediği bir ışıkla yorumlayabilmek demekti. Aklı karşı koyarken bu çekilime Merkürün ona sağladığı Tanrısal ilham onu oradaki bir gerçekliğin inşasına çekebilirdi ve birlikte büyük işler başarılabilirdi.

Başak- Balık:

Ah Balıklar, ah Başaklar! Onlar ne zaman birbirini görse bir yandan ‘’ Bu ne, yahu? ‘’ derken bir yandan da ‘’ Bunda ne varsa bunun bir an önce farkına varmalıyım! ‘’ derlerdi. İkinci cümle bir Başak için daha muhtemel bir reaksiyon olabilirdi. Balık fazla sıkışırsa zaten iki kuyruk sallar denizin derinliklerine gömülüverirdi.

Balık Başakta onun kendi derinliğinde inebilmesi gereken Tanrısal bütünlüğün ışığı demekti ve o onda her aldığı yolda tüm titreşimi de kendi ışığıyla değişip dönüşme şansına erişirdi. Başaksa Balıkta dünyayı hatırlatacak bir kapı olmaktan da öte kendini aynanın arkasında görebilmek demekti. Kendine bakan Balık ardında görme ihitiyacında olduğu başka bir yüzün gölgesini sezecekti. İşte, o gölge Başağın kendisiydi.

Zıttını bilen bütünlüğünde giden yolda ışık yakabilendi. Onlar birbirlerini her zaman besleyecekti. Başak bedense Balık ruh demekti ve ne bedensiz ruh ne ruhsuz beden insan olabilirdi. Başak Balık ile dünyaya sıkışıp kalmış yanının ötesine geçebilirdi ki aslında derinliğinde buna dair açığa çıkmamış çok ışık gezinirdi. Balık Başak ile Neptünyenin bulanıklığın dışına çıkıp bilincinin ışığını yükseltebilirdi ki yeryüzündeki görevini gerçekleştirebilmek için bunu yapabilmeliydi. Onlar çok özel bir ikiliydi.

Başak Balığa ne kadar saf olduğundan bahsederdi; halbuki tüm akıllı duruşuna rağmen Başağın safiyeti en belirgin özelliklerindendi. Her ikisi de hizmet ederken kendini kaybedebilirdi. Başak hizmete hizmet ettiğini bilirdi, Balıksa bazen duygusal girdaplarında kimlik kargaşasına düşebilirdi. Başak onu uyandırabilecek ve Başağa içindeki Tanrısal ışığın da şefkatini hatırlatabilecekti. Onlar birlikte büyüyebilirdi. Balık Başağı kendi bulanık sularına çekme, Başak Balığı köşeli eşyalarının arasında ‘’ yürütme ‘’ konusunda inat etmedikleri müddetçe her şey ‘’ alınan ve verilen ‘’ ‘’ sağlıklı ‘’ bir ışık olabilirdi.

İşte, bu!

Şimdilik!

Hüseyin Akdağ